Büyük Ortadoğu Projesini anlamak için öncelikle, Samuel Huntington tarafından hazırlanan ‘’Medeniyetler Çatışması’’ raporunun iyi anlaşılması zorunludur. Huntington’a göre, uluslararası ittifak ya da ihtilaflarda belirleyici olan unsurun, politik ya da ekonomik ideolojiler değil, medeniyetler çatışması olacaktır demektedir. Bu tez dünya egemenleri üzerinde çok önemli etki yapmıştır. Bu nedenle Kapitalist Dünya Ekonomisi içine düştüğü krizleri aşmak için, Küreselleşme ve pazarları genişletme arayışı içine girmiştir. Ülkelerin demokratikleştirilmesi amaç değil, sadece araçtır. Hedef enerji kaynaklarının sömürülmesidir.
Bilindiği gibi Kapitalizm, devresel yapısal krizler yaşayan bir ekonomik modeldir.
Fakat bu krizler, kendiliğinden kapitalizmin sonunu getiremez. Kapitalizm, yeniden yapılanma yoluyla krizleri aşma yeteneğine ve esnekliğine sahiptir. Kapitalizm bir dünya sistemi özelliği taşımaktadır. Kapitalist Dünya Ekonomisi (KDE) sisteminin karşılaştığı son büyük kriz 1974 Krizidir. 1974 Krizini, 1982’de patlak veren Borç Krizi izlemiştir. 1974 ve 1982 krizleri, KDE sisteminin neo-liberal politikalar üzerinden yeniden yapılandırılması yoluyla aşılmıştır. Bu yeniden yapılanma süreci iktisadi, siyasi ve sosyo-kültürel alanları kapsamaktadır.
Kapitalist Dünya Ekonomisi sisteminin yeniden yapılanma süreci çok geniş kapsamlı köklü bir süreçtir.
Yeniden yapılanma süreci içerisinde “Küreselleşme”, sıkça duyulan ve sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir. “Küreselleşme”ye ilişkin çok sayıda ve çok çeşitli tanımlamalar geliştirilmiştir. Küreselleşme, yeni bir olgu, yeni bir süreç, hele hele yeni bir “dünya düzeni” değildir. Küreselleşme, 1974 ve 1982 krizleri sonrasında KDE sisteminin neo-liberal politikalar üzerinden yeniden yapılandırılması sürecini ifade eden bir terimdir. İçinde yaşadığımız ve “Küreselleşme” olarak nitelendirilen yeniden yapılanma süreci, dünyanın her ülkesinde/bölgesinde aynı zamanda başlamadı ve aynı hızda gerçekleşmemektedir.
Bunun nedeni, dünyada var olan ülkelerin, devletlerin ve bölgelerin iktisadi, siyasi ve sosyo-kültürel farklılıklar gösteriyor olmasıdır.
Bazı ülkeler/bölgeler bu yeniden yapılanma sürecine daha çabuk ve daha kolay katılmışlardır. Bazı ülkelerin/bölgelerin bu sürece dahil olmaları zor ve sancılı gerçekleşmektedir. Bu tip ülkelere/bölgelere ABD’nin ve diğer merkez kapitalist devletlerin müdahaleleri daha yoğun ve şiddetli gerçekleşmektedir. Bu müdahalelerin şiddeti ve yoğunluğu, aynı zamanda merkez kapitalist devletler arasında yaşanılan rekabet tarafından da şekillendirilmektedir. Böyle bir “küresel” konjonktürde BOP, ilk defa Nisan 2004’te ABD Kongresinde kabul edilen bir kanun (Büyük Ortadoğu ve Orta Asya Kalkınma Kanunu) ile gündeme gelmiştir.
Bu kanun, ABD tarafından biraz değişikliğe uğratılarak ve coğrafi sınırları daraltılarak Haziran 2004’te G-8 zirvesine taşındı: Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleriyle Ortak Bir Gelecek ve İlerleme İçin İşbirliği Zirvesi. Nisan 2004 tarihli kanunda Orta Asya’daki 5 ülke (Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan) BOP sınırlarına dahil iken, G-8 zirvesinde bu ülkeler BOP kapsamına dahil edilmemiştir. Bunun nedeni, başta Rusya olmak üzere Avrupalı büyüklerin muhalefeti olmuştur. G-8 zirvesinde sınırları daraltılan BOP coğrafyası, 22 Arap ülkesi ile Pakistan, Afganistan, İran, Türkiye ve İsrail ülkelerini kapsamaktadır. Bunlardan Türkiye ve İsrail, BOP’un hedef ülkeleri değil, BOP’un “demokratik ortakları”dır. Yani ABD, bu iki ülkeyi BOP kapsamında “demokratik ortaklar” olarak görmektedir.
Diğer ülkeler ise BOP’un “hedef ülkeleri”dir.
G-8 zirvesinde yapılan bir başka değişiklik sosyo-kültürel alanı kapsayan reformlarla ilgili olmuştur. Nisan 2004 Kanunu, sosyo-kültürel reformlara pek yer vermez iken, G-8 zirvesinde yeniden şekillendirilen BOP’ta sosyal reformlara daha fazla yer verilmiştir. Bundaki amaç, sosyo-kültürel alanın, neo-liberal politikalar vasıtasıyla gerçekleştirilen yeniden yapılandırılma sürecine uyumlu hale getirilmesidir. DKE sisteminin yeniden yapılandırılması sürecinin önemli bir ürünü ve önemli bir parçasıdır BOP, Amerikan menşeli ve Batı Avrupa destekli bir projedir.
BOP coğrafyasında yer alan 22 Arap ülkesi ile İran, Pakistan ve Afganistan ülkelerinde neo-liberal politikaları “hızlı, sorunsuz ve güvenli” biçimde uygulamaktır. Bu amaçla, sadece iktisadi ve siyasi alanlarda değil, fakat aynı zamanda sosyo-kültürel alanlarda da köklü reformlar ve değişim-dönüşümler yapılmak istenilmektedir. BOP, bu ülkeleri DKE sisteminin yeniden yapılandırılması sürecine mümkün olduğu kadar çabuk ve mümkün olduğu kadar sorunsuz biçimde dahil etmeyi hedefleyen bir projedir.
ABD ve diğer merkez kapitalist devletler, bu bölgeyi DKE sistemine uyumlu hale getirmeyi amaçlamaktadır.
Bu projeye ve yeniden yapılanma sürecine bölgeden gelen tepkiler ise farklılıklar içermektedir. Kimileri bu projeye ve yeniden yapılanma sürecine ılımlı yaklaşırken, kimileri çeşitli düzeylerde ve çeşitli yöntemlerle sert tepki göstermektedir. Bu tepkiler, BOP’un uygulanışını etkileyecektir. Bu tepkilerin, BOP’u nasıl etkileyeceğini zaman gösterecektir. Fakat şunu söyleyebiliriz: Bu süreç, bölge ülkeleri için sancılı bir biçimde başladı ve sancılı bir biçimde devam edecektir. Özellikle (ABD-İsrail), İran savaşı sonuçları bakımından süreci izleyenlerde şok etkisi yaratmıştır. Bundan sonra BOP yoluna strateji değiştirerek devam etmek zorundadır. Emperyalizm planlarını erteler ama, asla vazgeçmez. Değerlendirmelerin buna göre yapılması zorunludur.
